CUMANIZI TEBRİK EDERİZ.

Günün Hadisi: 1019

İbni Ömer radıyallahü anhümâ rivayet ediyorlar:
Resûlüllah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurmuşlar ki: "Kıyâmet günü ümmetimden bir kimsenin cehenneme tarh olunması emrolunur. O kimse cehennemin kenârına ka­dar gelir, ağlamaya başlar. Onu oraya koyacak me'murlar:
"Senin buraya konulmana emir aldık haydi!" derler. O kimse:
"Biraz sabredin hâlime ağlayayım" der.
Melekler:
"Ağlamak dünyada lâzımdı. Bugün ağlamanın ne fâidesi olur?"
"Ben, evlâd-ı Âdemdenim, ateşe tehammülüm yok. Ümmet-i Muhammeddenim, Allahû Teâlâ'dan ümmîdimi kes­mem."
Melekler sorarlar:
"Allah'dan ne ümmîd edersin?"
"Umarım ki kendisine şerîk koşanlarla, Zât-ı Ecelli A'lâsı ile azamet yarışına kalkanlarla, mürtedlerle beni beraber tut­maz."
Melâike (onun bu rikkatli hâline acıyarak):
"Hazret-i Muhammed (sallâllahü aleyhi ve sellem), hâlâ Rabbisinin ınd-i Sübhânîsindedir. Ona yalvar sana derman ol­sun. Yoksa cehennemin dibine vaz'olunacaksın."
O kimse kemâl-i hayretinden Nebiyy-i Ekrem'e salâvat getirerek avazı çıkdığı kadar Peygamber-i Zîşân'dan imdad ister. Resûl-i Ekrem sür'atle melâikenin yanına gelir, o kimse­yi melâikenin kabzasında görür:
"Onu bırakın, bana teslim edin. Tekrar ahvâlini suâl ede­ceğiz ve a'mâli veznedilecekdir" diye emr eder.
Melekler:
"Yâ Resûlâllah, biz Allah'ın me'murlarıyız. Allahü Teâlâ'dan emir gelmeyince bunun üzerinden elimizi kaldırama­yız."
Resûlüllah, vech-i seâdetini cânib-i ilâhîye döndürüp sec­deye kapanır:
"Yâ Rabbi! Bu melâike, ümmetimden birini alıp bana hâil oldular."
Allahü Teâlâ derhal emreder:
"Ey melekler! Kulumu Habîbime teslim edin!"
Resûlüllah o kimseyi mîzana götürür, tekrar ameli veznedilir, seyyiat kefesi gâlib gelir.
Fahr-i âlem, mübârek elini cebine atar bir beyaz berrak kâğıd çıkarır, üzerinde nurdan bir yazı yazılmışdır. O kâğıdı, hasenatına âid olan kefesine kor. Bu defa o kefe, seyyiat ke­fesinden çok ağır gelir. Cenâb-ı Hak: "Kulumu cennete alın!" diye emreder.
Kul, cennete gireceği zaman, Resûl-i Ekrem cennetin kapısının önüne gelir:
"Biliyor musun ben kimim?"
"Anam, babam sana feda olsun... (mâ ahsene vecheke ve mâ etyabe riyhake...) Ne güzel cemâlin var, ne güzel kokun var. Yalvarırım kim olduğunu bildir."
"Ben senin Peygamberin Muhammed Mustafa'yım. Me­rak ediyor musun o beyaz sahife ne idi ki onunla hasenâtın seyyiâtına gâlib geldi? İşte o, bana getirdiğin salâvat idi..."