Günün Hadisi: 93
"Ben, başkasının hâlini taklîd ederek hikâye edeni sevmem. Ya'ni bir kimse kekeme, yahut lisânı başka bir âfete mübtelâ olabilir, veya elinde, ayağında, yüzünde, gözünde bir noksan bulunabilir. Bu noksanlığı dolayısiyle o kimsenin gayr-ı tabiî hareketlerinin taklîd edilmesini istemem."
Bu hadîs-i şerifin sebeb-i vürûdu şöyledir: Bir gün Ümmül-mü'minîn Hazret-i Âişe (radıyallahü anhâ), Sultân-ı Rüsül Efendimize: "Hanımlarından Hazret-i Safiye (radıyallahü anhâ) size kâfidir, başkalarını ne yapacaksınız?" gibi bir söz söyliyerek, ümmül-mü'minîn Hazret-i Safiye'nin boylarının kısalığını ta'rîz ve taklîd etmek istemişler. Cenâb-ı Hakkın Habîbi ve Edîbi buna karşılık: "O kadar acı ve kokmuş bir söz söylediniz ki; sözün bir kelimesi bahr-ı muhîte düşse tadını bozar, kokusu merkezin râhiyasına galib gelir" fermanı ile cevap vererek, bu suretle hakaretli taklîdin; değil insânın mizacını, denizleri bile kokutacak şekilde müteaffin olduğunu işaret buyurmuşlar ve bu hususları şiddetle nehyetmişlerdir.